Belliydi böyle olacağı daha en baştan.
Bizim elebaşımız olurdu çocukken, kız başına. Hayatın zorluklarından bihaber çocuklardık, o hayatı öğretirdi adeta. Maceralara atlamasını biz de bilirdik, en basitinden kapı zillerine basar kaçardık. Ama o bir fikir attı mı ortaya, tüm bu macera sandıklarımız küçülürdü gözümüzde. Öyle ki, av bellediğimiz bir mahalle sakinine taş yağdırmıştık bir keresinde, ta ki o bizi kovalayana kadar.
Sonra sonra onu göremez olduk. Genç yaşta eşini kaybetmişti annesi, kızının bu hallerine de katlanacak hali yoktu besbelli, dışarı çıkmasına izin vermiyordu, emindik. Kız bazen durduk yere küfür sallardı, hem de en bilinmeyenlerinden. Ama o, küfrü yalnızlığına sallardı, bunu bilirdik. Zaten bizi yalnızlığının üstüne salardı, macera diye gülüp geçtiğimiz çocukluk hallerimiz onun kalabalığıydı, sığınağıydı.
Onu göremezliklerimiz uzadıkça uzadı, yıllar geçti gitti. Onlar da bizim mahallede geçiciydi. Nereye gittiler, kalıcı oldular mı ya da kendilerini bir yere ait hissettiler mi hiç bilemedik. Hep birlikte yaptıklarımızı anardık ara ara. Bir de o taş yağdırdığımız adamı görüp, içimizi korku kapladığında gelirdi aklımıza.
"Belliydi" dedim ekranda onu görünce. Adını söylememişti spiker daha, ben onu tanıdığımda. Çocuk suratı vardı aklımda sadece, ama ben onu nasıl olduysa tanımıştım. Önce bir süre hafızamın kuvvetine övgüler yağdırdım, sonra ekrana boş boş baktım. Çünkü çocukluğumuzun en haşarı maceralarında elebaşımız olan bu kız, şimdi birisine taş yerine kurşun yağdırmıştı. Sevgilisi dedi spiker kurşun yağdırdığı adam için. "Yalnızlığınla olan kavgan bitmedi mi hala?" dedim bende içimden, yalnız başıma konforlu evimde otururken...
bir zamanlar bunu kayda geçtiğim link; http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/38840/yalnizligin-halleri
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder