Nijerya'da pişen, 70'li yıllarda dünya müziğinin yaşadığı değişime ayak uyduran ülke müziğinin güzel örnekleri. Hatta kimi zaman bu örneklerin, değişimin yönlendiricisi ülkelerin müziklerini de aşan bir noktada oldukları düşünülebilir. Şimdilik bize düşen ise, bir funk ve bir de rock yolculuğuna çıkmak, yol aldığımız coğrafya Nijerya olarak...
17 Ağustos 2012 Cuma
28 Temmuz 2012 Cumartesi
Alternatif Tıpa Sinemasal Bakış
Alternatif tıp konusunda birçok görüş, birçok yorum var. Ama "derdi, tasayı ve hatta varsa hastalığı unutturacak cinsten" diye bir tanımlama yapacaksak alternatif tıp için, bu tanıma karşılık gelecek şeylerin arasında yer alan Kusturica filmi "Kara Kedi Ak Kedi"yi es geçmek olmaz. Film başından sonuna kadar bu özelliğini izleyene hissetiriyor ve bir sahne var ki; müziğin, dansın bünyeye nasıl iyi geldiğini özetliyor :)
19 Temmuz 2012 Perşembe
Cemiyette Pişip de Gelen
Cemiyette pişmeye davet eden şarkılarıyla akıllara kazınan Flört grubunun "Anadolu Beat" adlı yeni albümünden geç haberim oldu. "Hamdık, pişicez inşallah" diyorlardı eski şarkılarında. Piştik de geldik dercesine güzel olan iki yeni şarkısına kulak verelim bu paylaşımda... ("Biz" şarkısında MFÖ'ye gitti gitti geldi aklım)
5 Temmuz 2012 Perşembe
Rembetiko
Bu filmi izlemek istedim uzunca zaman. Yüksel caddesiyle Karanfil sokağın kesiştiği yerdeki, en azından kendi çevresine güzel melodiler saçan müzik markette DVD'sini görüp de almadım nice zaman. Sonunda dün izleme fırsatım oldu. Filmin süresi olan 2.5 saat, Emir Kusturica'nın Underground filmini izlerken olduğu gibi hiç anlamadan geçecek mi acaba diye sordum kendime. Cevabı ise filmin sonunda olumlu yönde vermiş oldum. Tarihsel süreç içerisine oturtulmuş hikayede, dönemler arası geçişler Underground vuruculuğunda olmasa da filmden soğutmadı beni. Zaten kökleri İzmir'de olan ve müzikal bir anlatımı var eden rembetiko müziğinin, bu müziğin yansıttığı yaşanmışlıkların olduğu bir filmden soğumak kolay değil. Hatta bir sahnesi var ki, korkulan kadere karşı isyan edercesine, acıların üzerine gidercesine içten söylenen bir rembetiko içerir. Marika'nın yüzündeki ifade değişimleri sözlere ayrıca bir anlam katar. Kadere teslim hayatlarda sahici bir değişimin başlangıcı olduğuna dair umut verir. İşte o sahne...
1 Temmuz 2012 Pazar
"Düğün ve Cenaze" Ankara'da
Aslında Ankara'da olacak şey Goran Bregovic konseri. Bregovic deyince akla gelen müzikler ve bunların eklemlendiği birçok film sahnesi, daha çok coşkuyu çağrıştıran duyguların yoğunluğunu hissettirir. Hafızam beni yanıltmıyorsa, Bregovic veya müziklerinin şenlendirdiği filmlere imza atan Emir Kusturica, düğün ve cenazelere bu yoğunluk noktasında eşitlenen durumlar gözüyle baktığını söylemişti. Bregovic'in grubunun "Wedding & Funeral Band" ismini taşıması tesadüf değil anlayacağınız. Bu güzel konseri kaçırmamanız dileğiyle... (Konser 26 Eylül'de)
http://www.biletix.com/etkinlik/NVH01/ANKARA/tr
24 Haziran 2012 Pazar
Yaşam Ritmseverdir
Bu filmle ilgili, Emma Goldman'ın "dans edemediğim devrim, devrim değildir" sözünün sinemadaki karşılığı olduğuna değinen bir yazı okumuştum. Bir boyutuyla öyle bir niteliğe sahip olan, orjinal ismiyle "Sound of Noise" bizim diyarda "Yaşamın Ritmi", bu niteliğini aşan bir alanı da kapsıyor aynı zamanda. Her halükarda filmin tümü, bireyci değil kolektif bir tutumun toplumsal mücadelenin vazgeçilmezi olduğunu, kültürel alanların mücadelelerden izole bir yerde duramayacağını temsil ediyor. Yaşamın bir ritmi var ve bu ritm değişikliği tetikler diyor bize filmin her sahnesi... Ve filmden bir sahne...
21 Haziran 2012 Perşembe
Yeraltı'ndan Notlar
- Sisteme ve onun bir parçası olan lümpenliğe doğru atılmış bir patates; Yeraltı. Aracın yanlışlığına çekilen dikkat bir yana, o patatesin atıldığı sahnede söndürülen ışık ve kaçış, sustukça sıra kendisine gelenlere bir şeyler söylüyor.
- Mücadele etmenin, tepki göstermenin yolunu bilemeyen kitlelerin, özellikle de memur kimliğiyle temsil edilen orta sınıfın içine düştüğü çelişki; Yeraltı. Hesaplaşmayı aynadaki suretiyle yapan Muharrem, "güzel Ankara"yı tiye alırken suretini teselli ediyor, ama kendisi yine çaresiz.
- "Sanatçı" kimselere, bir lüks otelin restoranında "Çav Bella"yı söyletip, Amerikalı gruptan aşırılan "itaat" şakasını, "her şakada bir gerçek payı vardır" sözünü kanıtlarcasına uygulatan lümpenliğin foyasını ortaya çıkarmak istediği halde susan Muharrem; Yeraltı. Ki o Muharrem alkolün etkisiyle, içindeki öfkeyi bireysel bir boyuta indirger, "geyik yapar". Sonra da futbol taraftarlığının, toplumu lümpenleştirme potansiyeline karşı, halkın müziğiyle dik durduğunu var sayar.
- Kontrol edilebilir/ehlileştirilebilir kitlesel katarsisin, Barcelona Otel veya Hüsnü Mübarek'i deviren ayaklanmanın televizyon ekranlarına yansıyan görüntüleriyle simgeleşmesi; Yeraltı. Ayaklanma görüntüleri arasına giren led ışıklı Madrid Otel yazısı, kimi toplumsal patlamaların "acaba devrim mi?" sorusunu sordurmasını hatırlatıyor. Ve önce, izleri zihinden silinmiş bir sevişmenin ardından, niteliksiz "öze dönüş"ü bile gerçekleştiremeyen Muharrem, sonrasında bunu başarıyor. Geriye kalan ortalığın yıkıldığı bir ev, kırılmış camlar ve elde edilememiş bir huzur.
- Sistem ve onun uzantılarıyla doğru bir şekilde mücadele etmesini bilmeyen, tüm bunlara karşı beslediği öfkeyi, kendisi gibi bunlardan muzdarip olanlara yönelttiği şiddete kanalize eden büyük bir toplumsal kitleyi eleştiren ama hedef tahtasına doğru bir şekilde sistemin kendisini koyan bir film; Yeraltı.
19 Haziran 2012 Salı
Pencere Önü Çiçeğiyiz
Bülent Ortaçgil'in bu güzel şarkısını dinlerken her defasında melodisinin güzelliğine kaptırırken sözlerini arka plana itmişim, bugün anladım. Şarkı çoğumuz gibi zamanı dört duvar arasına sıkıştıranlara sesleniyor gibi gelmişti önce. "Entellektüel biçimde sunulan su ve güneş"e muhtaçlıktan, doğanın bizle iletişim kurduğu "zorlu rüzgardan, ansızın yağan yağmurdan veya dipdiri bir sabahın gözyaşları; çiğden" izole hayatlarımız bunu düşündürtmüştü bana. Sonra, bunlarla iç içe olsa bile, şehir dört duvarının sokaklarını mesken tutmuş evsizlerin, bir tarlada çalışırken feodalite dört duvarına hapsolmuş köylülerin de birer "pencere önü çiçeği"ne dönüştüğünü anladım.
Gecenin "organik" lambası ay ışığına ve baharla gelen güzel ürpertiye yabancı olunmayacak, huzurun herkese hakça pay edileceği güzel günler dileğiyle...
17 Haziran 2012 Pazar
İçe İşleyen Ses
İçe işleyen şarkılar vardır. Kimisi sözleriyle, kimisi ritmi veya melodisiyle, kimisi de söyleyeninin sesiyle. Bu durumun sese bağlı olanını, Azeri sanatçı Şövket Elekberova'nın şarkılarında rahatça hissedebilirsiniz. Önceden dinlemediyseniz, vakit kaybetmeyin, alttaki örneklere kulak verin...
Karsu
Kar suyu kendini belli etmeye başladığında, berraklığı ve varlığına katkı sunan güneşin ışığını yansıtışıyla insana huzur verdiğinde ve tabi tüm bunlar şehir kaldırımlarında ya da sokaklarında değil de yeşilin, doğanın içerisinde olduğunda, bahar yaklaşıyor demektir.
Tüm bunların sesi olabilecek bir şarkı, Karsu Dönmez'den...
Karsu Dönmez bir Türk sanatçı, Hollanda'dan...
4 Haziran 2012 Pazartesi
Yalanlar, yalanlarımız...
Yalanlar, yalanlarımız
Rengi bol, kimisi haylaz yanlarımız...
O haylaz yanların dile geldiği Ortaçgil şarkılarından bir tanesini dinleyelim...
Rengi bol, kimisi haylaz yanlarımız...
O haylaz yanların dile geldiği Ortaçgil şarkılarından bir tanesini dinleyelim...
3 Haziran 2012 Pazar
Ah o "Ev"de ben de olsaydım...
O "Ev", Çekirdek Sanatevi.
Fikret Kızılok ve Bülent Ortaçgil'in 82'de kurduğu, darbe sonrasının karanlığında bir ışık olan, ardından gelen yılların elden geldiğince aydınlatılmasına katkı sunan, o karanlığın ton değiştirerek toplumsal yaşama hakim olduğu günümüzde de hatırlanması, kolektif ürünün değerini yansıtan çalışmalarının benzerleri tekrarlanması gereken bir ev.
O evin duvarlarından, camlarından taşan, sonsuzluğa karışan seslerin sahipleri kimi zaman Ezginin Günlüğü kimi zaman Erkan Oğur ve daha niceleri... El işi kaset kapaklarında yazan "Çaylar" bilgisi, samimiyetin yansıması...
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ekirdek_Sanatevi
Gülmek Güzeldir
Açık/gizli toplumsal baskının arttığı zamanlarda gülebilmek, izole alanlardan ya da izole anlayışlardan bağımsız gülebilmek, gülmek için gülebilmek, bir eylem olarak gülebilmek ve güldürebilmek daha da güzeldir. Mizahla harmanlanmış gülmelerin artması dileğiyle, Ankara'mızdan bir etkinlik...
27 Mayıs 2012 Pazar
Santana 69
Carlos Santana'yı popüler şarkılarıyla bildim tanıdım. 60'ların sonu, Woodstock, psychedelic gibi anahtar kelimelerle olan etkileşimini ise fazla araştırmamış, bu etkileşimin örneği olan eski şarkılarını dinlememiştim. Ta ki son birkaç güne dek. Dinlediğim şarkıların özelliğinden çok, 69 tarihli ilk albümünün kapağındaki illüstrasyonun etkileyiciliği bu paylaşımın teşvik edici unsuru oldu. Kendisi sağda, "kaliteli şarkılar bu kapağın altında" cümlesindeki özneyi oluşturanlara bir iki örnekte aşağıda...
26 Mayıs 2012 Cumartesi
Yoksulluk Kader Olamaz

Wikipedia bilgisine göre, "Cem Karaca'nın gerçek anlamda kaydettiği ilk uzunçalar" olan "Yoksulluk Kader Olamaz", her şarkısıyla dinleyeni başka bir yolculuğa çıkaran ve bu yolculukları dönemin yükselen mücadele hareketlerinin etkisiyle bezeyen bir çalışma. Albüm kapağından şarkı sözlerine ve sözlerin vurucu etkisini arttıran müzikal alt yapısına kadar tüm özellikleri, bu tanıma sebep. Tüm şarkıların başında duyulan aynı giriş müziği, her bir şarkıyla yansıyan mücadelenin farklı boyutlarının aslında ne derece birbirine bağlı ve "birleşik" olduğunu hissetirmekte. Şimdi bu uzunçalar'a adını veren şarkıyı dinleyelim...
23 Mayıs 2012 Çarşamba
Olamaz mı? Olabiliğğ
Önceleri izlediğim bir "uçan bendir" videosu vardı. Razbar Ensemble'ın şahane perküsyon gösterisini izleyince aklıma bizim video geldi. Belki önceden o da Razbar Ensemble'dan haberdar olmuştu, belki o da benzer bir deneme yapmaya çalışmıştı. Olamaz mı? Olabiliğğ... :)
19 Mayıs 2012 Cumartesi
"İnternetin Faydaları"

Klasikleşmiş "internet yararlı mı, zararlı mı?" sorusuna genel bir cevap olmayacaksa "yararlı" diyor, kanıtı olarak da bugünkü youtube - ekşisözlük kombinasyonlu internet gezintimde keşfettiğim bir projeyi dikkatinize sunuyorum. Proje, 70'li yıllarda tek albümle sonlanmış bir Eddie Palmieri projesi. Eddie abimiz "aşmış" bir piyanist, ayrıca araştırılıp dinlenmesi gereken birisi. Sağda görülen albümün kapağı da ayrı bir etkileyiciliğe sahip...
Bir Panayır Günü Rastladım Size
Müzeyyen Senar "bir bahar akşamı rastladım size" der ya hani, bugün Ankara İLEF'in bahar panayırındayken, panayır alanını kaplayan bir şarkının sesi başlıktaki lafı ettirircesine etkiledi beni. Şarkı 50'li yıllardan, daha önce adını hiç duymadığım Ganim's Asia Minors grubuna ait ve "oryantal rock'n roll ne ola ki?" sorusuna güzel bir cevap niteliğinde. Daddy Lolo...
16 Mayıs 2012 Çarşamba
Bir Haberin Hatırlattığı Falaşalar
İsrail İçişleri Bakanı'nın ülkesinde yaşayan Afrikalı göçmenlere yönelik ırkçı söylemini konu edinen haberi okuyunca aklıma Falaşalar geldi. İsrail'e göç etmek zorunda bırakılan Etiyopyalı Yahudiler, göçün ardından geldikleri ülkede de umut ettiklerini bulamamışlardı. İki linkle duruma açıklık getirelim...
İlki biraz önce tarafımca okunan haber: http://haber.sol.org.tr/dunyadan/israil-icisleri-bakani-tum-afrikali-gocmenler-hapse-atilmali-haberi-54855
İkincisi ise, bir süre önce Falaşalar'la ilgili bilgi sahibi olmamı sağlayan yazı: http://bianet.org/bianet/bianet/9170-falasalar-israilin-oteki-yahudileri
Ve hala "izlenecekler" listemde yer alan, en yakın zamanda izlemek istediğim konuyla ilgili bir film: Va, vis et deviens...
14 Mayıs 2012 Pazartesi
Yeniden Can Vermek
Şarkıların yeniden yorumları kimi zaman orjinalinin daha düşük ayar bir kopyası olmaktan öteye gitmiyor. Ama iki yeniden yorum var ki, bunları şarkılara "yeniden can veren" kategorisinde değerlendirmemek, başa sarıp sarıp dinlememek mümkün değil. "Pınar Başından Bulanır" adlı türkünün iki güzel yorumu; ilki 60'lar ülkemiz müziğinde öze dönüşün yansımalarından, ikincisi ise günümüz müziğinde kaliteyi arttıranlardan bir tanesi...
Fikret Kızılok - Benim Aşkım Beni Geçti
Abdal - Pınar Başından Bulanır
Aya Bak Cover'a Bak
Bugün televizyonda "Aya Bak Yıldıza Bak" türküsünün Papyon tarafından yeniden yorumlanmış haline denk geldim. "Cover olsun bizim olsun" düşüncesiyle değil, hakkaten hakkını vererek yorumlamışlar bence.
Hazır bu karşılaşmayı yaşamışken, hem yeni hem de eski bir yeniden yorumu sizlerle paylaşayım dedim. Eskisi, Haramiler'den geliyor ve grubun 68 yılı Altın Mikrofon yarışması ikincisi olmasını sağlayan şahane bir yorum. Hatta yorumlar arasında en iyisi bile denebilir...
13 Mayıs 2012 Pazar
Filmle Armutu Toplamaya Çalışmak
Bir zamanlar ABD'nin, GATT'a (General Agreement on Tariffs and Trade - Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması) sebze-meyve gibi ürünler yanına filmleri de koymayı hedeflediğini biliyor muydunuz? Konudan haberdar olmamı sağlayan cümleler:
"Avrupa pazarının Hollywood açısından önemini vurgulayan ve Avrupa sinemasının kendisini koruma çabasını sergileyen yakınlardaki en çarpıcı örnek, dünya ticaretinin liberalleştirilmesi amacıyla 1947'de kurulan GATT'ın, 1990'ların başındaki ikinci raund görüşmeleridir. Avrupalı ve Amerikalı sinemacıları karşı karşıya getiren görüşmelerde... Avrupa tarafı, kültürel bir ürün olarak filmlerin, sebze ve meyvelerle ya da bilgisayar çipleriyle birlikte ele alınamayacağını ileri sürdü. Kültürel kimliğinin tehdit altında olduğunu vurgulayan Fransa'nın öne çıktığı görüşmeler sonunda, sinema filmleri ve televizyon yayıncılığı konusu GATT anlaşmasından çıkarıldı. Pedro Almodovar, Bernardo Bertolucci ve Wim Wenders gibi Avrupa sinemasının önde gelen yönetmenlerine göre, Amerikalı yapımcılar isteklerini elde etmiş olsaydı "2000 yılına kadar Avrupa film endüstrisi diye bir şey kalmayacaktı" (Melez İmgeler, Nejat Ulusay, Dost Kitabevi Yayınları 2008, Syf: 48)
Bu cümlelerin devamında, Steven Spielberg gibi bir kısım Amerikalı sinemacının "sanatsal özgürlükleri"nin kısıtlandığını öne sürerek AB'nin tutumunu eleştirdikleri anlaşılıyor. Dünyayı sömürme özgürlüklerinin engellendiğini düşünüp, bunun tam tersi bir "özgürlük ve demokrasi getirme" illüzyonunu yaratarak farklı birçok coğrafyaya bomba yağdıran zihniyetin şekillendirdiği bir sistemin parçası olmak, elbette özgürlüğün ifade etmesi gereken manayı kavramayı güçleştirecektir. Bu "parça" haline geliş ister ABD'de ister Türkiye'de isterse de dünyanın bir başka ülkesinde olsun...
11 Mayıs 2012 Cuma
Bohemian Rhapsody
Bohemian Rhapsody'nin iki izlenesi uyarlaması... İyi seyirler :)
Ve Türk işi Batesmotelpro uyarlaması
İlki The Muppet Show'dan (Animal'ın 56. saniyeden sonraki performansının hastasıyım)
Ve Türk işi Batesmotelpro uyarlaması
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



