Bir zamanlar ABD'nin, GATT'a (General Agreement on Tariffs and Trade - Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması) sebze-meyve gibi ürünler yanına filmleri de koymayı hedeflediğini biliyor muydunuz? Konudan haberdar olmamı sağlayan cümleler:
"Avrupa pazarının Hollywood açısından önemini vurgulayan ve Avrupa sinemasının kendisini koruma çabasını sergileyen yakınlardaki en çarpıcı örnek, dünya ticaretinin liberalleştirilmesi amacıyla 1947'de kurulan GATT'ın, 1990'ların başındaki ikinci raund görüşmeleridir. Avrupalı ve Amerikalı sinemacıları karşı karşıya getiren görüşmelerde... Avrupa tarafı, kültürel bir ürün olarak filmlerin, sebze ve meyvelerle ya da bilgisayar çipleriyle birlikte ele alınamayacağını ileri sürdü. Kültürel kimliğinin tehdit altında olduğunu vurgulayan Fransa'nın öne çıktığı görüşmeler sonunda, sinema filmleri ve televizyon yayıncılığı konusu GATT anlaşmasından çıkarıldı. Pedro Almodovar, Bernardo Bertolucci ve Wim Wenders gibi Avrupa sinemasının önde gelen yönetmenlerine göre, Amerikalı yapımcılar isteklerini elde etmiş olsaydı "2000 yılına kadar Avrupa film endüstrisi diye bir şey kalmayacaktı" (Melez İmgeler, Nejat Ulusay, Dost Kitabevi Yayınları 2008, Syf: 48)
Bu cümlelerin devamında, Steven Spielberg gibi bir kısım Amerikalı sinemacının "sanatsal özgürlükleri"nin kısıtlandığını öne sürerek AB'nin tutumunu eleştirdikleri anlaşılıyor. Dünyayı sömürme özgürlüklerinin engellendiğini düşünüp, bunun tam tersi bir "özgürlük ve demokrasi getirme" illüzyonunu yaratarak farklı birçok coğrafyaya bomba yağdıran zihniyetin şekillendirdiği bir sistemin parçası olmak, elbette özgürlüğün ifade etmesi gereken manayı kavramayı güçleştirecektir. Bu "parça" haline geliş ister ABD'de ister Türkiye'de isterse de dünyanın bir başka ülkesinde olsun...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder