Bülent Ortaçgil'in bu güzel şarkısını dinlerken her defasında melodisinin güzelliğine kaptırırken sözlerini arka plana itmişim, bugün anladım. Şarkı çoğumuz gibi zamanı dört duvar arasına sıkıştıranlara sesleniyor gibi gelmişti önce. "Entellektüel biçimde sunulan su ve güneş"e muhtaçlıktan, doğanın bizle iletişim kurduğu "zorlu rüzgardan, ansızın yağan yağmurdan veya dipdiri bir sabahın gözyaşları; çiğden" izole hayatlarımız bunu düşündürtmüştü bana. Sonra, bunlarla iç içe olsa bile, şehir dört duvarının sokaklarını mesken tutmuş evsizlerin, bir tarlada çalışırken feodalite dört duvarına hapsolmuş köylülerin de birer "pencere önü çiçeği"ne dönüştüğünü anladım.
Gecenin "organik" lambası ay ışığına ve baharla gelen güzel ürpertiye yabancı olunmayacak, huzurun herkese hakça pay edileceği güzel günler dileğiyle...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder