21 Haziran 2012 Perşembe

Yeraltı'ndan Notlar


- Sisteme ve onun bir parçası olan lümpenliğe doğru atılmış bir patates; Yeraltı. Aracın yanlışlığına çekilen dikkat bir yana, o patatesin atıldığı sahnede söndürülen ışık ve kaçış, sustukça sıra kendisine gelenlere bir şeyler söylüyor.

- Mücadele etmenin, tepki göstermenin yolunu bilemeyen kitlelerin, özellikle de memur kimliğiyle temsil edilen orta sınıfın içine düştüğü çelişki; Yeraltı. Hesaplaşmayı aynadaki suretiyle yapan Muharrem, "güzel Ankara"yı tiye alırken suretini teselli ediyor, ama kendisi yine çaresiz.

- "Sanatçı" kimselere, bir lüks otelin restoranında "Çav Bella"yı söyletip, Amerikalı gruptan aşırılan "itaat" şakasını, "her şakada bir gerçek payı vardır" sözünü kanıtlarcasına uygulatan lümpenliğin foyasını ortaya çıkarmak istediği halde susan Muharrem; Yeraltı. Ki o Muharrem alkolün etkisiyle, içindeki öfkeyi bireysel bir boyuta indirger, "geyik yapar". Sonra da futbol taraftarlığının, toplumu lümpenleştirme potansiyeline karşı, halkın müziğiyle dik durduğunu var sayar.

- Kontrol edilebilir/ehlileştirilebilir kitlesel katarsisin, Barcelona Otel veya Hüsnü Mübarek'i deviren ayaklanmanın televizyon ekranlarına yansıyan görüntüleriyle simgeleşmesi; Yeraltı. Ayaklanma görüntüleri arasına giren led ışıklı Madrid Otel yazısı, kimi toplumsal patlamaların "acaba devrim mi?" sorusunu sordurmasını hatırlatıyor. Ve önce, izleri zihinden silinmiş bir sevişmenin ardından, niteliksiz "öze dönüş"ü bile gerçekleştiremeyen Muharrem, sonrasında bunu başarıyor. Geriye kalan ortalığın yıkıldığı bir ev, kırılmış camlar ve elde edilememiş bir huzur.

- Sistem ve onun uzantılarıyla doğru bir şekilde mücadele etmesini bilmeyen, tüm bunlara karşı beslediği öfkeyi, kendisi gibi bunlardan muzdarip olanlara yönelttiği şiddete kanalize eden büyük bir toplumsal kitleyi eleştiren ama hedef tahtasına doğru bir şekilde sistemin kendisini koyan bir film; Yeraltı. 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder